11
Ocak
08

Dünyada Teknopark



TeknoKentBilim ve teknolojinin nihai hedefi, yetişmiş insan gücü kaynaklarını geliştirerek ucuz ve kaliteli yeni ürünlerin üretimini sağlamak ve genel refah seviyesinin arttırılmasına hizmet etmektir. Bu nedenle bütün ülkeler, özellikle bilim ve teknolojinin yarattığı ekonomik faydaları elde eden gelişmiş ülkeler, bilim ve teknolojiye büyük önem vermektedirler. Son yüzyıl içerisinde dünyada teknolojik gelişme çok boyutlu bir nitelik kazanmış, ülkelerin rekabet gücünün insanların refah ve mutluluğunun temel unsurlarından biri haline gelmiştir. Artık ekonomik, teknolojik ve politik gelişmeler ileri teknoloji toplumunun özelliklerine göre yönlendirilmektedir. Kuşkusuz ileri teknoloji alanlarında gelişmelerin oluşmasında ise bilimsel Araştırma-Geliştirme faaliyetleri önemli rol oynamıştır.

1970′li yıllarda petrol fiyatlarında meydana gelen ani yükselmeler, bütün ülkelerde büyük maliyet artışlarına yol açmış ve bunun sonunda bütün sanayi dalında durgunluk ve üretimde azalma baş göstermiştir. 1970-1980 döneminde sanayideki durgunluğu ortadan kaldırmak amacıyla özellikle ABD ve Japonya gibi ülkelerde sanayi yeni Ar-Ge faaliyetlerine giderek, üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla yakın bir işbirliği başlatmıştır. Yapılan bu karşılıklı işbirliği sonucunda.

  • Enformasyon teknolojileri ve yazılım,
  • Yeni malzemeler,
  • Biyo-teknoloji,
  • Yeni enerji kaynakları,
  • Uzay teknolojileri,
  • Esnek imalat sistemleri, otomasyon ve robotik,

gibi alanlarda çok önemli teknolojik ilerlemeler olmuş, yepyeni mallar ucuz fiyatlarla daha çok fonksiyonlu ve hem de daha küçük hacimlerde üretilerek pazara sürülmüştür.

ABD ve Japonya’nın yanında Avrupa Topluluğu ülkeleri ile Doğu ve Güney Doğu Asya ülkeleri de 1980′li yıllarda benzer teknolojileri elde etmeye ve bunları kullanmaya büyük önem vermişlerdir. Bu şüphesiz Ar-Ge harcamalarına daha fazla kaynak ayrılması ile mümkün olabilmiştir. Bugün ülkelerin bilim ve teknolojideki seviyeleri, GSYIH içinde Ar-Ge’ye ayrılan kaynak miktarı ve 10.000 çalışana düşen araştırıcı sayısına göre belirlenmektedir. Bu göstergelerin alt sınır değeri, GSYIH içinde Ar-Ge’ye ayrılan miktarın % 1, 10.000 çalışana düşen araştırıcı sayısının 15 olması gerekmektedir. Ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde, bu oranların eşik değerlerin çok üzerinde olduğu, gelişmekte olan ülkelerin ise eşik değerin altında olduğu görülmektedir.

Gelişmiş ülkeler, Ar-Ge’ye bu kadar kaynak ayırırken, araştırma sonuçlarını sanayie aktarma mekanizmalarını da oluşturmuşlardır. Bu konuda geliştirilen en etkili mekanizma teknoparklardır. 1970′li yıllardaki ekonomik krizden kurtulmak isteyen gelişmiş ülkeler, üniversiteler ve araştırma kuruluşlarındaki Ar-Ge sonuçlarını uygulamaya aktararak, bölgesel kalkınma, işsizliğin giderilmesi, arazilerin değerlendirilmesi ve bilime dayalı üretimin sağlanması bakış açıları ile teknopark girişimine önem vermişlerdir. 1980′li yıllarda bu konuda önemli gelişmeler kaydederek, amaçlanan konularda önemli sonuçlar alınmıştır.

Dünyadaki teknoparkların kurulma dönemlerine baktığımızda; en büyük gelişmenin 90′lı yıllarda olduğu gözlenmektedir. Dünyada mevcut teknoparkların % 18′inin 2000 yılından sonra kurulmuş olması, teknoparkların gelişmeleri ve öneminin giderek artıyor olduğunu göstermektedir.

Dünyadaki Teknoparklarda Yer Alan Firma ve Kuruluşların Ortalama Sayısı (Mayıs 2000)

 

Avrupa

Asya
Pasifik

Latin Amerika

Kuzey Amerika

Dünya

Park Başına Ortalama Kiracı sayısı

122

98

16

86

81

Kaynak : International Association of Science Parks NEWSLETTER, May 2000, No:1

Teknoparklarda Yer Alan Kiracıların Tipleri (Ortalama %)

 

Avrupa

Asya
Pasifik

Latin
Amerika

Kuzey
Amerika

Dünya

Kaynak : International Association of Science Parks NEWSLETTER, May 2000, No:1

Teknoparklardaki Kiracıların Nitelikleri

 

%

Hizmet Sektörü

51

Araştırma Aktiviteleri
(temel ve Uygulamalı)

26

Endüstriyel Firmalar

18

Diğerleri

5

Kaynak : International Association of Science Parks NEWSLETTER, May 2000, No:1

Teknoparklar İçindeki Teknolojik Sektörler

 

%

Bilişim ve İletişim Teknolojileri

26

Biyoteknoloji ve Hayat Bilimleri

20

Bilgisayar - Elektronik

19

Agro-food

9

Çevre

8

Yeni Malzemeler

6

Diğer

7

Kaynak : International Association of Science Parks NEWSLETTER, May 2000, No:1

Teknoparkların Kuruluş Yerlerine Göre Dağılımı

 

%

Üniversite Dışında Kurulanlar

68

Üniversite İçerisinde Kurulanlar

32

Kaynak : International Association of Science Parks NEWSLETTER, May 2000, No:1

ABD

Teknopark kavramını en geniş şekilde ve en önce uygulamaya aktarmış ülke ABD’dir. ABD’deki teknoparkların birçoğu, Federal Hükümetler tarafından parasal olarak desteklenmiştir. Federal Hükümetlerin desteği, 1973 yılında National Science Foundation (NSF) kontrolünde, 20 üniversite-sanayi araştırma merkezi kurulmasıyla başlamıştır. En eski ve olgunlaşmış üç teknoparkın (Research Triangle Park, Slicon Valley ve Route 128) yanı sıra, çok küçük alandan 10.000 dönüme kadar alanı kapsayan ölçekte 150′nin üzerinde teknopark şu anda faaliyet halindedir.

ABD’deki Araştırma Parkları ile Yeni İş Merkezleri’nin sayısı son yıllarda hızlı bir artış göstermiştir. Bugün için bu sayının yaklaşık % 85′i 1983 yılından sonra açılmış olup, yalnızca 1985 yılı içinde açılanların oranı % 35′i bulmaktadır. Coğrafi bakımdan ülkenin hemen her bölgesine dağılmış olarak, toplam 28 eyalette faaliyet göstermektedir.

ABD’de teknopark hareketi ilk önce İş İnkübatörlerinin kurulmasıyla başlamıştır. ABD’de İş İnkübatörü kavramının gelişim süreci Stanford’da, üniversite, yerel yönetim ve finans kurumlarının ortak girişimi ile elektronik sektörüne yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Bu girişim, ”Silicon Valley”e dönüşmüş ve hemen ardından birçok Bilim Parkı’nın kurulmasına öncülük etmiştir. İlk örnekler esas olarak, ekonomik kalkınmadan çok teknoloji transferi ağırlıklı olarak gerçekleşmiş ve sonuçların başarılı olmasında ABD üniversitelerinin önemli katkısı olmuştur.

Silicon Valley ve California örneklerinin başarısı üzerine büyük firmalar, devlet kuruluşları ve diğer üniversitelerin bu yöndeki girişimleri hızla artmıştır. ABD’deki İş İnkübasyonu faaliyetleri, özel sektörün özellikle risk sermayesi yolu ile bu faaliyetlere geniş katılımı ile karakterize edilebilir. Devlet kurumları ise esas olarak iş ve sosyal sorunlara çözüm getirmek amacıyla söz konusu girişimleri desteklemektedir.

Halen ABD’de, teknoloji oryantasyonunun gerekli olmadığı, yeni küçük işletmelere yönelik olarak, bir dizi iş geliştirme hizmetinin, yer tahsisi yapılmaksızın sağlandığı ”duvarsız inkübatör” de dahil olmak üzere, NBIA (National Business Incubation Association)’a kayıtlı 1000 civarında iş inkübatörü faaliyet göstermektedir.

İngiltere

İngiltere’de ilk bilim parkı, 1972 yılında Edinburgh’da Heriot-Watt ve Cambridge’de Trinity College tarafından kurulmuştur. Bu parkların kuruluşunda, İngiltere Hükümeti’nin araştırma kurumlarıyla endüstri arasında kurulacak işbirliğine önem veren politikalarının önemi büyüktür. Söz konusu parkların başarısından sonra, ikinci dalga teknoparkların kuruluşu 1980′li yıllarda olmuştur.

İngiltere’de teknoparkların gelişmesi konusunda temel faktör, üniversiteler üzerindeki ekonomik ve politik baskılar olmuştur. 1981 yılında Üniversite Bağış Komitesi (Eğitim ve Bilim Bakanlığı tarafından üniversitelere ayrılan fonların dağılımı ile görevli komite) tarafından İngiliz üniversitelerinin bütçelerinin selektif bir biçimde kısıtlanması, çarpıcı bir olaydır. Bu kararın en ağır ve olumsuz etkisi bütçelerindeki bağış desteği % 44 oranında azalan yeni teknik üniversitelerde olmuştur. Bu durum üniversitelerin birdenbire maliyetleri düşürmek ve gelirleri yükseltmek zorunluluğuyla karşı karşıya kalmalarına neden olmuştur.

Başlangıçta, kadroların azaltılması, danışmanlık gelirlerinin yükseltilmesi ve akademik araştırma için sanayi desteğinin artırılması kısa dönemli önlemlerin alınmasını zorlamıştır. Daha sonra, üniversiteler, uzun dönemde sanayi ile daha yakın ve dinamik ilişkilerin gerekliliğini kavramışlar ve azalan kamu fonlarının yerine en ümit verici katkı kaynağının sanayide olduğunu görmüşlerdir.

Teknoparklara genellikle üniversitelerin ticari şirketleri, belediye ve özel idareler, emlakçı şirketler ve bankalardan kurulu tüzel bir kişiliğe haiz bir ortaklık sahiptir. Her birinin ortak olmakta ayrı nedeni olmakla birlikte ana amaç, teknoloji, sermaye ve yönetimin bir araya getirilmesi ile ülke ekonomisine katkıda bulunacak bir tesisin kurulması ve işletilmesidir.

Teknoparkların parasal destek, işletme ve yönetim politikaları yerel koşullara bağlı olarak gelişmiş ve sonuç olarak bunların her biri farklı özellikler taşıyan merkezler haline gelmişlerdir. Parkların kurulmasında yerel ekonomi büyük rol oynamıştır. Ciddi ekonomik durgunluğun yaşandığı bölgelerde, yerel yönetimler bu tür merkezlerin kurulmasına ön ayak olmuşlardır.

Kaynak: Stradigma

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yapın




Sayac Ekle