Lojistik Yönetiminde Yenilikçi Çözümler
Global ekonominin yaklaşık %13’ünü teşkil eden lojistik hizmetlerine ilişkin maliyetler, hem bu alanda hizmet alanları hem de hizmet verenleri yeni arayışlara yöneltmiştir. Bu arayışların başında verimliliği arttırmak ve katma değer sağlamak için yenilikçi sistemlerin tasarlanması ve yönetimi gelmektedir. Katma değer sağlamak üzere tasarlanan yenilikçi lojistik süreçlerinin yönetimi için de yenilikçi bilgi teknolojileri çözümlerine ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu bildiride, lojistik yönetiminde kullanılan yazılımların genel hatları ile incelenmesi ve daha sonra da yukarıda bahsedilen ihtiyaçlara cevap verebilecek bir yazılımın anlatılması hedeflenmektedir. Global lojistik hizmet sağlayıcılar tarafından dev firmaların lojistik operasyonlarının yönetimi için kullanılan bu yazılım kapsamında depo, nakliye ve saha yönetimi gibi fonksiyonların yanında tedarik zinciri izleme fonksiyonları da sunulmaktadır.
GİRİŞ
Tedarik zinciri, bir ürünü veya hizmeti tedarikçinin tedarikçisinden başlayıp müşterinin müşterisine ulaştırıncaya kadar yapılan ve birbirine bağlı olan süreçlerin bütünüdür. Bu süreçlerin gerçekleştirilmesi için sürekli olarak bilgi, kapital, eleman ve malzeme varlığının muhtelif yönlere akışı gerekmektedir. Lojistik yönetimi de bu varlıkları tedarik zincirinin tüm aşamalarında en etkin ve en verimli şekilde kullanmak için gerekli planlama ve yürütme gayretlerinin tümüdür.
Günümüz global ekonomisinde lojistik faaliyetlerin önemi her geçen gün artmaktadır. Farklılaşan iş yapma koşulları sonucu yer değiştiren üretim merkezlerinin çok farklı coğrafi alanlarda konumlanıyor olması ve serbest ekonomilerin ortaya çıkarttıgı geniş alanlara yayılmış ve dağınık yapıdaki müşteri portföyü bu önemin temel kaynağıdır. Bu yapının bir sonucu olarak bugün bir ürünün toplam maliyetlerinin ortalama %10-15’lik bir kısmını lojistik maliyetlerinin oluşturduğunu görüyoruz. Bu gerçekle bağlantılı olarak, lojistik sektörü global GSMH’nın %13,8’ni teşkil etmektedir ki bu yıllık 6,7 trilyon Amerikan Dolar’ına karşılık gelmektedir.
Bu kadar büyük bir gider kalemini teskil eden lojistik süreçlerinin daha verimli yönetilmesi ve kaynakların korunması için yenilikçi sistemlerin tasarlanması ve yönetilmesi gerekmektedir. Bundan sonraki kısımlar, bu sistemlerin yönetilmesinde kullanılan yazılımları genel hatları ile incelemektedir.
LOJİSTİK YAZILIMLARININ SINIFLANDIRILMASI
İşletmelerde kullanılan lojistik yazılımlarını kullanıcı türü açısında iki kategoride ele almak mümkündür. Birincisi ilgili lojistik sürecinin sahibi olan üretici ve benzeri firmalar, ikincisi de süreç sahibine lojistik hizmet sağlayan firmalar. Bu iki kategori arasında bazı ihtiyaç farklılıkları olmakla birlikte bu ayrımın detayları bu bildirinin kapsamı dışındadır.
Lojistik faaliyetlerin kesin çizgilerle ayrılması mümkün olmasa da iki farklı perspektiften bakmak dogru olacaktır. İlk perspektifte yazılımlar planlama ve yürütme aracı olarak ikiye ayrılabilir. İkinci perspektifte ise, temel lojistik fonksiyonları olan depo yönetimi, saha yönetimi ve nakliye yönetimi olarak bir ayrım yapılabilir. Bu üç fonksiyonun muhtelif konfigürasyonları ile çok farklı lojistik süreçlerin yönetilmesi mümkün olur.
Depo Yönetimi
Depo yönetimi yazılımları bir depo, antrepo veya dağıtım merkezindeki tüm süreçlerin yönetilmesinde kullanılan yazılımlardır. Sunulan fonksiyonlar arasında teslim alma, yerleştirme, envanter yönetimi, sipariş toplama, paketleme, periyodik sayım, ikmal işlemleri, sevkiyat, backorder, çapraz sevkıyat, rota planlama, iade stok yönetimi, teslim kanıtı ve çalısan yönetimi gibi fonksiyonlar bulunmaktadır. Gartner’ın yaptığı araştırmaya göre, depo yönetimi yazılımlarının sunduğu fonksiyonlar her geçen gün arttığı gibi farklı yazılımlar birbirine daha da benzemeye baslıyor. Dolayısı ile de yazılımların sunulan fonksiyon açısından farklılasma kabiliyetleri yakın zamanda tarihe karışacak gibi. Bunun yerine farklı alanlarda farklılaşma ön plana çıkacak. Nakliye yönetimi yazılımları ile konsolide olarak çalışması, süreç bazlı yönetime olanak veren teknolojik altyapılar ve süreçlerin otomasyonuna geçilerek kalite indikatörleri üzerine odaklanmak burada ön
plana çıkıyor. Depo yönetimi yazılımlarının başarı kriterleri arasında kullanıcıların taleplerinin yazılımda ilave gelistirme yapmadan karsılanabiliyor olması önemli bir yere sahiptir. Gittikçe karmaşık hale gelen tedarik zincirlerinin etkisi ile depo yönetimi yazılımlarının bu zincirlerde yer alan depo ve dağıtım merkezi ağları arasındaki koordinasyonu sağlaması da önemli bir etken olarak ortaya çıkıyor.
Nakliye Yönetimi
Lojistik süreçleri arasında en karmaşık yapıya sahip olanlar nakliye süreçleridir. Depo yönetiminden farklı olarak nakliye yönetimindeki süreçlerin tek bir işletme içinde bile çok ciddi farklılıklar gösterebilmesi ve bu farklılıkların müşteri ihtiyaçları dogrultusunda iyice karmaşık hale gelmesi bunun temel kaynağıdır. Her kullanıcı için farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek altyapının sağlanması ciddi bir ihtiyaçtır. Aberdeen Group’un yaptığı araştırmaya göre nakliye yönetiminde işletmelerin en çok ihtiyaç duydugu çözümler şu sekilde sıralanıyor:
1) Gelişmiş yük izleme sistemleri,
2) Nakliyeci işbirliği platformları,
3) Uluslararası nakliye yönetimi,
4) Tedarik lojistigi yönetimi,
5) Navlun hesaplama, eşleştirme ve ödeme otomasyonu.
Yenilikçi süreç geliştirme ve yönetmeye olan ihtiyaç nakliye yönetimi yazılımlarını süreç odaklı hizmet vermeye yöneltmiştir. Önümüzdeki dönemde iş süreçleri platformu sunabilen ve bu sayede kullanıcıların değişen ihtiyaçları doğrultusunda yüksek maliyetler gerektirmeyen yollarla yazılımı uyarlayabilmelerini sağlayan çözümlerin nakliye yönetimi alanında liderlik edebileceğini görebiliriz.
Nakliye yönetimi alanındaki muhtelif ihtiyaçlar için farklı fonksiyonlar sunan yazılımlar mevuttur. Bu fonksiyonların bir kısmı planlamaya bir kısmı ise yürütmeye odaklıdır. Bu fonksiyonları aşağıdaki başlıklar altında toplamak mümkün olabilir:
Stratejik Planlama, Stratejik Satınalma, Taktik Planlama, İşbirlikçi Taktiksel Planlama, Operasyonel Nakliye Planlaması, Nakliye Yürütme ve Nakliyeci İletisimi, Yük Oluşturma, Navlun Hesaplama, Navlun Eşlestirme ve Ödeme, Faturalama, İzleme Sistemleri, Performans Yönetimi, Sözleşme Yönetimi.
Saha Yönetimi
Saha yönetimi yazılımları bir deponun, antreponun veya dagıtım merkezinin dışındaki alanlarda gerçekleştirilen süreçlerin yönetimi için kullanılmaktadır. Sahaya giren ve çıkan araçların takip edilmesi, araçların sahaya girmeden önce hangi işlem için gelecegi ve sahaya girdikten sonra takip edeceği süreçlerin yönetimi bu yazılımlar yolu ile yapılabilmektedir. Saha yönetimi yazılımları depo yönetimi ve nakliye yönetimi yazılımları arasında konsolidasyon rolü de üstlenmektedir ve bu rolüyle tedarik zinciri içinde önemli bir konuma sahiptir. Sevkıyatı yapılan ürünlerin depo içerisinde çok detaylı olarak takip edilmesi depo yönetimi yazılımları tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Ancak tedarik lojistiği açısından bakıldığında ürünlerin henüz depoya girmeden ve dağım lojistiği açısından bakıldığında da depodan çıktıktan hemen sonra da bu ürünlerin durumunun kontrol altında tutulması gerekmektedir. Saha yönetimi yazılımlarının esnek bir süreç yönetimi altyapısına sahip olması gelmektedir. Her sahadaki operasyonların farklı özelliklere sahip olması dolayısı ile kullanıcıların bu tip yazılımlar üzerinden kendi ihtiyaçları doğrultusunda gerekli degişiklikleri çok kolay bir şekilde yapabilmesi gerekecektir. Burada örnek bir süreç senaryosu şu şekilde olabilir. Aracın sahaya gelişini ve taşıdığı yükle ilgili bilgilerin elektronik ortamda alınması ve bu aracın saha içinde tabi olacağı süreçlerin önceden planlanması, sahaya gelen araçların güvenlik
kontrolünden geçmesi ve aracın ilgili park yerine veya yükleme boşaltma platformuna yönlendirilmesi, aracın boşaltılması ve yeni sevkıyatların yüklenmesi, aracın sahadan çıkması.
SupplyChainDNA: YENİLİKÇİ LOJİSTİK YÖNETİMİ ÇÖZÜMÜ
Tamamıyla entegre bir lojistik yönetimi çözümü olan SupplyChainDNA, 3PL, LLP ve 4PL gibi lojistik hizmet veren işletmelerin yanı sıra üretim yapan veya herhangi bir şekilde tedarik zinciri yöneten her türlü firmanın ihtiyacını karşılayabilecek yenilikçi bir lojistik yönetimi çözümü sunmaktadır. Lojistik yönetimi için tasarlanmış bir fonksiyonlar grubundan oluşan SupplyChainDNA vasıtası ile ayrı parçalardan oluşan ve esnek olmayan modüllerin kurulmasına gerek kalmamaktadır. Stratejik seviyeden bakıldığında da, sınırsız karmaşıklık ve detaydaki lojistik süreçlerinin tasarlanmasını ve yürütülmesini sağlamaktadır.
SupplyChainDNA ile hammaddenin tedarikçinin tedarikçisinden yola çıkışından başlayıp son ürünün müşterinin müşterisine ulaşıncaya kadar uzanan süreçleri kapsayan tüm lojistik operasyonlarını yönetmek mümkün olabilir. Bu süreçler; depo yönetimi, saha yönetimi, nakliye yönetimi, konteynır yönetimi, tedarik lojistiği yönetimi ve faturalama gibi süreçleri de içine alan çok geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Sunduğu fonksiyonların kapsamına bakıldıgında, SupplyChainDNA’yı tedarik zincirlerini yönetmek için tasarlanmış bir “kurumsal kaynak planlama (ERP)” çözümü olarak düşünmek dogru olacaktır. Bu yenilikçi sistemi farklılaştıran özellikler arasında aşağıdakileri sıralayabiliriz:
Esnek ve Dinamik Lojistik Yönetimi
SupplyChainDNA çözümü limitsiz karmaşıklıktaki ve detaydaki süreçlerin tanımlanmasına imkan veriyor. Konfigürasyonla tanımlanan bu süreçler tedarik zincirindeki degişiklikleri tespit ederek bunlara dinamik bir şekilde adapte oluyor ve sonuca ulaşmak için gerekli degişiklikleri gerçekleştiriyor. Bu özellik, pasif yapıdaki klasik çözümlerin aksine lojistik yönetimine yepyeni bir boyut kazandırmaktadır.
Sürekli Dinamik Planlama (SDP)
Optimizasyon üzerine tasarlanmış klasik çözümler yalnızca bir defalık ve tek modlu sistemlerin planlanmasında kullanışlı olurlar. Bu tip çözümler, genisletilmis multimodal planlamada veya esnek olması gereken sistemlerde kullanışlı olmazlar çünkü burada çok fazla sayıda degişkenin dinamik olarak yönetilmesi gerekir. Bunun aksine, SDP sisteminde tedarik zincirindeki gelismeler ve alternatifler sürekli olarak değerlendirilir ve ilk planın amaca ulasması için gerekli yeniden planlama işlemi tedarik zincirindeki faktörlere ve gönderinin niteliklerine bağlı olarak yapılır.
Üretici, 4PL, LLP ve 3PL Merkezli Fonksiyonlar
SupplyChainDNA, tedarik zincirindeki muhtelif paydaşların farklı ihtiyaçlarını ve bakış açılarını karşılayabilme yeteneği ile kendine has bir yere sahiptir. SupplyChainDNA sayesinde, üretim firmaları tedarik zincirlerine tam hakim olurlar. 4PL ve LLP işletmeleri birçok üreticinin tedarik zincirini yönetme ve katma değer sağlama imkanına sahip olurlar. 3PL işletmeleri ise operasyonel süreçleri yönetebilme kabiliyetlerinin yanı sıra, müşterilerine tedarik zincirinin bir kısmı veya tamamı için 4PL ve LLP tarzı hizmetler sunma yeteneğini elde ederler.
Tek Çekirdek, Tamamıyla Entegre Çözüm
SupplyChainDNA modül yapısına sahip değildir. Bunun anlamı, farklı veritabanları üzerinde çalışan modüllerin bir araya getirilerek birleştirilmiyor olmasıdır. Bu tür klasik yaklaşımların sonucu tipik olarak modüller arasında sınırlı bir entegrasyon ve görünürlüktür. SupplyChainDNA’da ise “Harmonize Fonksiyon Modeli” kullanılmaktadır. Bu modelde tüm fonksiyonlar tamamıyla konsolide tek bir çekirdek üzerinde yer almaktadır. Sistemin devreye alınması aşamasında bu çekirdek yapı yüklenir ancak kullanılmayacak olan fonksiyonlar konfigürasyon yolu ile devre dışı bırakılır. Buradaki konfigürasyon ne olursa olsun, kullanımdaki fonksiyonların tümü yine konsolide olarak çalışmaya devam eder ve modüler yapılarda yaşanan fonksiyonel sınırlarla karşılaşılmaz. Zaman içerisinde yeni fonksiyonların devreye alınması durumunda bunlar da yine otomatik olarak daha önceki fonksiyonlarla entegre olarak çalışır.
Süreç Sistemi Altyapısı
SupplyChainDNA’yı eşsiz kılan önemli özelliklerden birisi de süreç yürütme sistemi altyapısıdır. Bu altyapı ilk olarak doksanlı yıllarda Atlanta merkezli UPS Logistics firması ile yürütülen ve o zaman yeni gelişmekte olan dördüncü parti lojistik pazarını hedef alan bir AR-GE çalışmasında başlatıldı. SupplyChainDNA çözümünün bugünkü jenerasyonu o zamanki çalışmaları çok ileriye taşıdı. Bugünkü sistem, sadece fiziki nakliye seviyesinde degil, üretim ve katma degerli süreçleri de içine alan karmaşık ve dinamik tedarik zincirlerini tanımlamayı ve yürütmeyi sağlayan bir yapıya sahiptir.
Ortak Çalısma Platformu
SupplyChainDNA’nın browser tabanlı yapısı ve süreç yönetim sisteminin görev odaklı karakteristiği, tedarik zincirindeki paydaşların ortak bir çalışma platformu üzerinde buluşmalarını sağlıyor. Bu yapı, paydaşların ortak bir platformda buluşmalarını sağlamak için başka yazılımların satın alınmasını ve entegre edilmesi ihtiyacını ortadan kaldırarak ciddi tasarruf imkanı sunuyor. Tedarik zincirindeki süreçlere dahil olmak için SupplyChainDNA’yi kullanmak isteyen fakat EDI olanakları olmayan paydaslar için sistem üzerinden enteraktif bir görev konsolu sunulmaktadır.
İzlenebilirlik
SupplyChainDNA’nın çekirdek yapısına entegre olarak çalısan kapsamlı izleme sistemi vardır. Bu sistem, piyasadaki görünürlük sistemlerinin pek çoğunun ötesinde sorgulama ve raporlama imkanı sunmaktadır. İzlenebilirlik sistemi sayesinde tedarik zinciri çözümüne entegre edilmesi gereken farklı yazılımların satın alınmasına gerek kalmamaktadır.
SONUÇ
Lojistik yönetimi yazılımlarına olan ihtiyaç her geçen gün daha da artıyor. Bu alanda yatırım yapacak olan işletmelerin mevcut çözümlerle kendi ihtiyaçlarını karşılaştırarak bilinçli bir seçim yapması gerekiyor. Pek çok global araştırma kurumunun yaptıgı çalışmalar bu alandaki yazılımların önümüzdeki dönemde bazı temel nitelikleri sağlaması gerektiği görüsünde. Bu çalısmaları göz önüne alarak, yukarıda bahsedilen yazılımların gelecegi ile ilgili asagıdaki sonuçlara ulaşabiliriz:
1. Tüm lojistik süreçlerinin tek bir yerden yönetilebileceği sistemlere olan ihtiyaç artacaktır. Depo yönetimi ile nakliye yönetimini tek bir sistem üzerinde toplayan ve bunları bağlayan saha yönetimi fonksiyonlarını da sunan “tedarik zinciri yönetim” sistemleri lojistik faaliyetleri hedefleyen yazılımların geleceği olacak. Buradaki kilit nokta, tüm bu fonksiyonların aralarında mesajlasarak veri alışverişinde bulunması yerine gerçekten tek bir sistem olarak çalışmasıdır.
2. Lojistik yönetimi yazılımlarının tedarik zinciri içinde yer alan işletmeler için ortak bir çalışma platformu sağlaması ve süreçlerin optimize edilmesi için işbirligine imkan sağlaması gerekecek. Zincir içindeki tedarikçilerin müşterilerinin envanter durumlarını ve stok çevrim hızlarını önceden görerek gerekli ürünleri gerekli zamanda ve gereken yerde bulunmasını sağlamasına olanak verebilecek bu sistemler lojistik maliyetlerin düşürülmesi için çok önemli olacaktır. Bu tip sistemlerin tek bir zincir için değil birden fazla zincirin koordinasyonu için kullanılması verimliliği daha da arttıracaktır.
3. Lojistik yazılımlarının süreç bazlı yönetime olanak sağlayan teknolojik altyapıya sahip olması önümüzdeki yenilikçi süreçlerin planlanabilmesi ve yönetilebilmesi için kritik öneme sahip olacaktır.